Covid-19 salgının tüm sektörleri etkilediği ve hızlıca dönüştürdüğü şu dönemde, markaların iletişim faaliyetlerini tasarlayan ve sürdüren ajanslar ile konuştuğumuz bir yazı dizisi başlattık. Bu yazı dizisinde reklam, halkla ilişkiler ve iletişim ajansları ile, Covid-19 sürecini nasıl geçirdiklerini ve geleceğe dair ön görülerini konuşuyoruz.
Serimizin yeni dizisinde Piar İletişim'in Ajans Başkanı Selin Oran ile Covid-19 sürecini konuştuk. Keyifli okumalar.
Cemre Üçhisarlı: Covid-19 süreci ajansınızı nasıl etkiledi?
Selin Oran: Pek çok şirketin salgın sürecinde tanıştığı ve ilk kez deneyimlediği evden çalışma modelini biz Piar İletişim olarak, çok daha öncesinde uygulamaya başlamıştık. Zaten ekip olarak belirli günler evden çalışıyorduk. Dolayısıyla salgın nedeniyle uzaktan çalışma sürecinde bir alışma sürecimiz olmadı. Şu anda hiçbir sürecimizi aksatmadan kolaylıkla işlerimizi yürütebiliyoruz. Sadece röportaj ve basın buluşmalarımızı hızlı bir şekilde dijital ortama taşıyarak devam ettirdik.
C.Ü: Covid-19 sürecine yönelik yaptığınız iletişim planlarında en çok neye dikkat ediyorsunuz ve planlarınızı genelde nasıl bir tarih aralığına yönelik yapıyorsunuz?
Selin Oran: Geleneksel iletişim yöntemlerinin mercek altına alındığı ve yeniden şekillendiği bir dönem yaşıyoruz. Bu yeni dönemde artık ne kadar insana ulaştığın değil, hedef kitlene ne kadar odaklı olduğun ön plana çıkıyor.
Biz Piar İletişim
olarak, 2014 yılında
faaliyete geçtiğimiz günden bu yana, markaların iletişim stratejilerini tümüyle
farklı bir yaklaşımla oluşturmalarına yardımcı oluyoruz. ‘Yeni nesil’ ve
‘veriye dayalı’ bir ajans olarak, her zaman müşterilerimizi, dijital dönüşüme
ayak uyduracak projeler geliştirmeye yönlendirdik. Daima dijitali savunduk,
dijitale yatırım yaptık. Hem iç hem de dış iletişimde yeni düzenin öncülerinden
biri olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim.
Bu dönemde insanlar doğru haberin ne kadar
önemli olduğunu anladı, doğru habere olan ihtiyaç arttı. Bu nedenle bizim de
doğru içerikle haber mecralarını beslemek gibi zaten her zaman hissettiğimiz
sorumluluğun dozu biraz daha yükseldi.
Ayrıca yine bugünlerde iletişimin sürdürülebilirliği de büyük önem
taşıyor. Çünkü tüketiciler bir markanın iletişimi sadece iyi günde yapıp
yapmadığına da dikkat ediyor. Dolayısıyla biz, iletişimin yollarını ve
içeriğini değiştirdik. Bu anlamda markalarımıza danışmanlık verdik. Her zaman
olduğu gibi gazetecilere gündeme daha odaklı ve ihtiyaca yönelik konu ve gündem
yönetimini bu dönemde de aktif olarak yapıyoruz. Online kanalların değerinin fark
edilmesiyle içeriği ihtiyaca ve gündeme uygun şekilde planlıyoruz.
Öte
yandan mecraya bir haber
sunup bunu değerlendirebilir misin dediğimiz günler çok geride kaldı. Bugün
artık bir gündemimiz var, bu çalışmayı hangi mecralarla ve hangi iletişim
yöntemleriyle nasıl çeşitlendirebiliriz diye tartışıyoruz. Gazeteciyi ekip
arkadaşımız olarak görüyoruz. Aynı şekilde gazeteci arkadaşlarımızın da bizi
ajans değil, bir ekip arkadaşı olarak kabul ettiklerine inanıyoruz. O nedenle ‘birlikte
daha güçlüyüz’ mottosunu kullanıyoruz ve bunun geçmişi aslına bakarsanız
salgından çok daha eskiye dayanıyor.
Biz
salgın dönemi öncesinde de markalarımızın stratejilerini oluştururken, 2020 KPI
hedeflerine daha dijital odaklı proje hedefleri koymuştuk. Şu dönemde daha
digital odaklı projelerimizi hayata geçirmeye odaklandık.
Koronavirüs
salgını sonrasında da her sektör gibi PR şirketleri de değişmek, dönüşmek
zorunda kalacaklar. Bunu da ancak dijital projeler geliştirerek, mecralarla
karşılıklı fikir alışverişi içinde olarak gerçekleştirebilirler. Yeni dönemde
bunu başaran, bu hıza ayak uyduran, dijital düşünen herkes kazanacak.
C.Ü: Markalar bu dönemdeki iletişim çalışmalarında sizlerden ne bekliyor, iletişim faaliyetlerini tamamen durduran müşteriniz var mı?
Selin Oran: Teknoloji odaklı bir ajans olduğumuz için müşterilerimiz de teknoloji üreten değerli firmalar. Yine teknolojinin öneminin fark edildiği bir dönemdeyiz. Dolayısıyla müşterilerimizin de bizden beklentisi, bu dönemde ihtiyaç duyulan doğru bilgiyi doğru şekilde hedef kitleye ulaştırmamız. Sektöre, insanlara fayda sağlayan teknolojileri anlatmak, tanıtmak gibi bir görevimiz var. Bu nedenle her bir markamız adına iletişimi hiç kesmeden, aralıksız devam ettiriyoruz.
Böyle
krizleri doğru yönetmek başarı getirir. Biz bu dönemde markaların doğru
iletişim dilini kullanmalarına yardımcı oluyoruz. Gazeteciler habere ihtiyaç
duyuyor, onlara danışarak ne gibi içeriklerle kendilerini
destekleyebileceğimizi düzenli olarak konuşuyoruz. Örneğin, bu dönemde
iletişimi doğru yönetmek ve sürdürebilir kılmak adına ilk dijital basın
buluşmasını biz gerçekleştirdik. Eskiden bir markamız için ayda 2-3 röportaj ya
da basın buluşması yaparken, bu dönemde bunun sayısı iki hatta üç katına çıktı.
C.Ü: Evlerinden çalışanlar iş yüklerinin eskiye göre çok daha fazla arttığını söylüyor, sizde böyle bir durum var mı?
Selin Oran: Her kurumun, herkesin bir alışma süreci olduğu doğru. Örneğin; biz ekip olarak, salgına kadar haftada en az bir gün evlerimizden çalışıyorken, şimdi hayatımız iş oldu. Tabii bunun sebebi, evde kal çağrılarına uymamız. Doğal olarak işimizi, hayatımıza daha entegre bir şekilde yürütüyoruz.
C.Ü: Bundan sonrasında sektörde kalıcı bir değişiklik olacağını düşünüyor musunuz?
Selin Oran: Dijitalleşme hayatımıza bu dönemle birlikte çok hızlı bir şekilde girdi. İnsanlar da hızla uyum sağlamak zorunda kaldı. Aynı zamanda bu modelin ne kadar verimli olduğu da görüldü. Önümüzdeki dönemde de uzaktan çalışma yönteminin kalıcı olacağını ve dengeli şekilde kullanılmaya devam edeceğini düşünüyorum.