Dijitalde Bıraktığımız İzler: Dijital Ayak İzi

MBA yaptığım dönemde danışman hocam proje sunumum için “sürdürülebilirlik” başlığını önermişti. Yaklaşık 5 yıl önceydi ve ben elime bomba gibi bırakılmış bu başlık ile ne yapabileceğime dair en ufak bir fikrim bile olmadan araştırma yapmaya başlamıştım.

Her öğrenci gibi başta hiç işime yaramayacağını düşündüğüm bu konu araştırdıkça benim için proje olmaktan çıkmış ve bunu nasıl yaşam şekli haline getirebilirim diye düşünmeye başlamıştım. Markaların bu alanda neler yaptığını görmüş ve hayatıma entegre etmeye çalışmıştım. O zamanlar aslında insanların şu anki kadar bilinçli olmadığını ve markaların da bugünkü kadar aktif olmadıklarını şimdi şimdi fark ediyorum.

https://pazarlamasyon.com/odemelerin-kisisel-veriler-ile-yapildigi-shiru-cafe/

Yıllar sonra bugün, gerek konuyu hiç bilmeyen kişilere bu kavramın aktarımında yapılan reklamlar, ürün yerleştirmeler ve konu ile ilgili yapılan programlar, gerekse özellikle markaların dönüştürülebilir ürün alternatifleri konunun ciddi boyutta dikkate alındığını gösteriyor.

Peki, Bu Dijitalde de Böyle mi?

We are Social 2020 raporunun verilerinin de gösterdiği gibi, Türkiye'de 16-64 yaş arası kullanıcıların mobil internet kullanımı günde 4 saat. Peki, sosyal medya hesaplarınızdan yapmış olduğunuz bir beğeninin bile dijital ayak izinizi ve karbondioksit salınımını etkilediğini söylesem. Yine ilgili rapor, içeriğinde mobil internet kullanımında harcanan zaman ile Türkiye'nin dünya ortalamasının üstünde olduğunu belirtirken ülkemizdeki kullanıcıların %58'i kişisel verilerin kötüye kullanılması konusunda endişeli.

Hoş Geldin Dijital Ayak İzi! Artık Tanışalım mı?

Verilerin kullanılması ve işlenmesinden bu kadar endişeliyken bu durumu büyük ölçüde kendi istediğimiz gibi yönetebileceğiz dersem biraz heyecanlandırmış olur muyum sizi?

https://pazarlamasyon.com/baglantili-araclar-kisisel-verileri-tehlikeye-atiyor/

Evet, biraz ürkütücü; ama dijital ayak izini, internet kullanımınızda geride bırakmış olduğunuz nerdeyse tüm izler olarak tanımlayabiliriz. Bir web sitesine girdiğinizde doldurmuş olduğunuz sizin için küçük, ama içinde bulunduğumuz ortam için büyük bir bilgi, eşinizin düğününde fotoğraf çekmekten eğlenmeyi unuttuğunuz ve parti sonunda elinizdeki 2527 kareyi de "bunda çok güzelim, yüklemezsem uyuyamam" telaşıyla paylaştığınız story'lerimiz, post'larımız, adı her karşımıza çıktığında yanında bir bardak sıcak süt görseliyle beliren cookie'ler, Zoom ve Skype çağrıları, uygulama kullanımı ve e-posta kayıtları; çevrim içi geçmişinizin bir parçasıdır ve potansiyel olarak başkaları tarafından görülebilir veya bir veri tabanında izlenebilir.

Sosyal medyada aktif geçirdiğiniz zaman kadar dijital ayak izi bırakıyoruz. Bunun yanında web sitelerinde doldurdugunuz formlar, katıldıgınız anketler de pasif ayak izi olarak adlandırılıyor ve deyim yerindeyse günün birinde yeniden karşılaşacağımız günü bekliyor. İnternet üzerinde -siz farkında olun ya da olmayın- demografik, politik bilgilerinizi veya ilgi alanlarınıza yönelik düşüncelerinizi içeren bir profil oluşturuyorsunuz. Bıraktığınız dijital iz; IP adresiniz, kullanıcı giriş bilgileriniz ve diğer kişisel verileriniz gibi bilgiler olurken hakkınızda yayınlanan bilgiler de sizinle ilgili verilere ekleniyor.

Peki, Bu İzleri Yok Edebilir miyiz?

19 Eylül Dünya Temizlik Günü’ydü. "Lets Do It Türkiye" Instagram sayfasının yapmış olduğu açıklamaya göre; dijital ve sanal atıklar enerji tüketir ve sera gazı üretimine neden oluyor. İnternet ve onu destekleyen sistemlerin ortaya çıkardığı karbon ayak izi küresel karbon emiliminin %3,7sini oluşturuyor. Bu oran, hava yolu endüstrisinin küresel olarak ürettiği sera gazı miktarına yakındır.

Dijital Ayak İzimizi Nasıl Azaltır ve Çevreyi Ne Kadar Koruyabiliriz?

Bugün 8 yaşındaki bir çocuk 18 yaşına geldiğinde, internette 70.000 veri noktası bırakır. 8 yaşını çoktan geçtik; fakat önümüzde hala uzun bir yol olduğunu düşünürsek, bugün başlamamamız için bir sebep yok.

  • Unuttuğunuz ve kullanmadığınız, ama ekranınızda olan uygulamalardan üyeliklerinizi sonlandırabilir ve bu uygulamaları silerek başlayabilirsiniz.
  • Biraz uzun bir işlem olsa da, işe yaramayan eski e-postalarınızı temizleyebilirsiniz.
  • Şifrelerinizi belirli sürelerde değiştirmeniz yine faydalı olacaktır.
  • Dijital iz ile birlikte atmosferde de daha az iz bırakabilmek ve daha ekolojik bir yol izlemek için arama reklamlarından gelen gelirin %80'ini ağaç dikimine ayıran "Ecosia" gibi arama motorlarını tercih edebilirsiniz.
  • Bilgisayarınızda aktif durumda bir güvenlik uygulaması bulundurabilirsiniz.
  • Okumadığınız, artık zaman geçirmekten keyif almadığınız dergi ve gazete aboneliklerinizi sonlandırabilirsiniz.
  • Ve evet, siz de dijitalde nasıl bir iz bıraktığınızı merak ediyorsanız, adınızı aratıp arkanızda ne gibi izler bıraktığınıza, en azından ulaşabildiğiniz kadarına ulaşabilirsiniz.
Burger King Sinop'a açtığı ilk restoranı, eğlenceli reklam filmiyle duyurdu

Türkiye’de hızlı servis restoran zinciri sektöründe bulunan TAB Gıda güvencesiyle hizmet veren Burger King, Sinop Gazi Caddesi’nde hizmet vermeye başl [...]

Bunlar İlginizi Çekebilir